...Aşkın VaV Hâli...


2.2.2008 ~ Kategori: _SANATA DAIR_

                                                                                                                                     -VâV-

                                                                                                                  Hususi koleksiyon

                                                                                                        Dr. Irvin Cemil / Boston

 

                             

Ey Aşkın Binbir Başlı VaV Hâli!

 

Ey sonsuz kavram
Gaflet vaktinde
Gel gönlümün üstüne
Usta bir hattatım ben
Aşkı çizerim mekânlara
Aşk sığmaz ki bu ummana
Vav olur gözlerimiz
Bürünürüz canlara
Bir seyyah gibi
Gelip göçen, göçüp giden
Bu mekândan mekân’a
Demem o ki
Tarifini yapamam ben imkâna
Bir hattatım
Zamana vav çizmekteyim
Hilal’in dolunaya
Dolunayın hilal’e dönüştüğü zamana…

Ve mahlukat!
Nefes nefes aşk çekerken Mevla’ya
Üstümde aşk kokusu var
Yaşadıkça beni yontar
Ve benzetir insana


Elimde vav
Gönlümde vav
Gözümde vav
Dem dem vav kesilirim
Beni insan yapana...
Ey kalbimden geçeni bilen Allah’ım!
“Kulum” de kâfi bana
İster nârına garket
İster nuruna

…..

 

Mehmet Ekici

 

Kim, ne demiş? (1) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...Çatma; kurban olayım çehreni ey nazlı Hilâl...


21.10.2007 ~ Kategori: _SANATA DAIR_

...Eda Şahan'dan

 

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın!

 

Kim, ne demiş? (1) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...O VaV...


4.8.2007 ~ Kategori: _SANATA DAIR_

                                     

Meşhur bir hikayedir:

Hafız Osman fırtınalı bir günde dolmuş kayıkla Beşiktaş’a geçecektir. Bir kayığa biner. Yol bitmek üzereyken kayıkçı ücretleri ister. Fakat Hafız Osman o gün aceleyle çıktığı için yanına para almayı unutmuştur. Kayıkçıya; efendi, yanımda param yok, ben sana bir “vav” yazayım, bunu sahaflara götür,karşılığını alırsın” der. Kayıkçı yüzünü ekşitip söylenerek yazıyı alır. Bir müddet sonra kayıkçının yolu sahaflar tarafına düşer. Bakar ki yazılar, levhalar iyi fiyatlarla alınıp satılıyor. Cebindeki yazıyı hatırlar ve götürür satıcıya. Satıcı yazıyı alır almaz “Hafız Osman vav’ı” diyerek açık artırmaya başlar. Sonuçta iyi bir fiyata “vav”ı satar kayıkçı. Kayıkçı bir haftalık kazancından daha fazlasını bu “vav” ile kazanmıştır. Bir gün Hafız Osman yine karşıya geçecektir ve yine aynı kayıkçıyla karşılaşmıştır. Yol bitmek üzereyken yine ücretler toplanır. Hafız Osman da yol ücretini uzatır kayıkçıya. Kayıkçı “efendi para istemez, sen bir “vav” yazıver yeter” der. Hafız Osman gülümseyerek ; efendi o “vav” her zaman yazılmaz.Sen dua et para kesemi yine evde unutayım” der...

Ruhları şâd olsun üstadların...

Kim, ne demiş? (1) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...ve ebruzen; yer ile gök arasında...


4.6.2007 ~ Kategori: _SANATA DAIR_

                                 

 

EBRU...
Bazı günler, şafak veya gurup vakti ufka bakarsanız; kırmızı, sarı, laciverd ve mavi renklerin en ilahi tonları ile, bulutlardan bir ebru'nun daha doğrusu ebri' nin şekillendiğini görürsünüz. Yine bazı gecelerde, bulutlu semalar kadar geniş bir ebru teknesine, mehtabın, usta fırçasıyla laciverd, mavi ve ışıklı beyazın bütün nüanslarını serpiştiriverdiğine elbet rastlamışsınızdır. İşte sanatkar dedelerimiz, bir anda değişip kaybolan bu semavi güzellikleri yeryüzüne aksettirerek, onların ağaç yeşiline ve toprak rengine olan hasretini giderdikten sonra, bu şahane tabloyu kağıt üstünde de ebedileştirmeyi bilmişlerdir. Bu anlayış içinde Rabbine boyun kesen sanatkarın “benlik” ten uzaklaşan gönlü, sanki ebru teknesinde şekillenmiş gibidir. Artık o Zaman büyümeye başlayan ebru teknesi derya kadar genişler, genişler ve bir kainata döner Ebru'cunun gönlü gibi Hz. Ali ne güzel buyurmuş:

“Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, halbuki bütün alem sende dürülüp bükülmüştür”

Ebru bir düştür, bir özlemdir. Ve ona bakan her gözde yeni anlamlar kazanan bir akıştır Ebru...

Kim, ne demiş? (1) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...mim; sonra elimi kalbimin üstüne koydum; sustum...


14.3.2007 ~ Kategori: _SANATA DAIR_

                                                 

mim
yüreğimin gizlediğidir,
mim
ellerimin titrediğidir,
mim
alemlerin Biriciğidir,

 

Bense bir seslik dahi yer edinemeyenim…

 

Kim, ne demiş? (3) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...Yüreğinin Anahtarı...


10.3.2007 ~ Kategori: _SANATA DAIR_

"eğer yüreğiniz iyiyse;

eliniz iyilik kapılarının anahtarlarına gider,

eğer yüreğiniz bozuksa;

eliniz kötülük kapılarının anahtarlarına gider."

~~~

...ebruya dair...

Kim, ne demiş? (5) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...ALEMLERE RAHMET...


11.1.2007 ~ Kategori: _SANATA DAIR_

 

Ünlü ebruzen Hikmet Barutçugil'in

yaptığı muhteşem ebru eşliğinde

hoş bir kıssa...

Kim, ne demiş? (1) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...GÜL'Ü TERK...


7.1.2007 ~ Kategori: _SANATA DAIR_

ÖMER LÜTFİ METE'NİN

GÜL İLE BÜLBÜL HİKAYESİ...

MÜŞFİK KENTER'İN SESLENDİRMESİYLE...

YOĞUN İSTEK ÜZERİNE... :)

Kim, ne demiş? (1) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...Aşk Suya Düşünce...


15.12.2006 ~ Kategori: _SANATA DAIR_

Aşk Suya Düşünce

'ebruya dair'

Ateş denizi.
Gül bahçesi.
Renk fırtınası
Aşk seması.
Işık ve bakış.
Su üzerinde buluşuyor.
Renk ve ahenk
Suya koşuyor.
Aşkın yüzü suyu hürmetine
ateş suya konuk oluyor.
Gül suda diriliyor yeniden
Renk kalbin derûnuna damlıyor
Su coşuyor, aşk oluyor,
ateş oluyor, alev alıyor.
Su yakıyor ve yanıyor.
Rahmet su yüzüne çıkıyor
Celal ve Cemal dalga dalga nöbetleşiyor
Bir manevi yangın oluyor
bir uhrevi serinlik sunuyor ebru...
Yerçizgisi ile gökçizgisi suya düşen renklerde birleşiyor.
Öylesine belirsiz, öylesine elden gelmez bir form oluyor ebru
Ve ebruzen
Yer ile gök arasında..
Göklerin ötesini yere indirmeye çalışıyor.
Kalbinde beslediği sözsüz şiirleri su üzerine nakşetmeye çalışıyor.
Hep güzel gören gözleri, güzel bakışlarla süslüyor.
Gören gözün ışığı ebru, renk renk
Ve gayba aşina gönlün, gördüğüne razı gelmeyen aklın ayinesi,
Işıltılı, büyülü, ayartıcı.
Aşkı ve tevhidi bir kor tereddüdüyle
Avucunda tutmaya çalışıyor ebruzen.
Gözleri güzelle süslemeye niyetli.
Boyanın su üzerinde kaotik dansından
nice gönüllere güzeller devşiriyor.
Ebruzen aşkını suda arıyor.
Ve buluyor da....

'Güzellik bakanın gözünde saklı' diyor ebruzen..
'Baktığınızı bakışınızla güzel eylersiniz.'
Aynı zamanda, aşkın en yalın tarifi bu
Mecnunun Leylâsı neyse, ebruzenin ebrusu o.
Önce ebruzeninin gözünde güzel ebru
Ebruzen güzel baktığı için güzel görüyor,
güzelin yüzünü öylece su üzerine düşürüyor.
...

Ebrunun verdiği huzur meğer toprağa yakın oluşundan geliyormuş
Sanatkar, semayı temsil eden herşeyi toprak renklerine yansıtıyor
Modern sanatın aksine çığırtkan ve saldırgan renklerle değil,
mutevazı toprak renkleriyle açıyor gönülleri.
Ebru, su üzerindeki toprak renklerinden oluşuyor.
Belki bu yüzden, ebru biraz dünya biraz insan...
Ebru, bir nefis terbiyesi.
Modern yaşamın herşeyi
determinist kalıplara vuran anlayışının aksine,
belirsizliğe razı olmayı belletiyor,
beklemeyi ve tevekkülü öğretiyor.
Ebruzen eserinin son halini başından belirleyemiyor.
Suyun ve boyanın esrarlı dansı,
renklerin ve biçimlerin salınışları arasında
sadece bekliyorsunuz
Tek bir yaprağın kıpırtısına bile bigane kalmayan Küllî İradenin
niyetinizi gerçeğe döndürmesini bekliyorsunuz.
Ebru biraz da kaderi öğretiyor.
En küçük ve sıradan eylemlerinizin
Kainatın Sahibince nasıl da ciddiye alındığını farkediyorsunuz.
Sonsuz gökyüzü altında ve yeryüzünde
değersiz ve terkedilmiş olmadığınızı anlıyorsunuz.
Rengarenk bir ayinede, ebruda, kendinizi yeniden keşfediyorsunuz.
'Ebruyu elinizle değil gönlünüzle yaparsınız' diyor ebruzen.
'Zaten sanatkâr yeni bir şey yapma iddiasında değildir,
sadece var edilmişi yansıtır.
Tasavvuf tabiriyle, 'batını zahire çıkarıyor' ebruzen.
Kainat sayfalarında saklı güzellikleri gün yüzüne çıkarıyor..
Ebru, su üzerine kurulu evreni yine su üzerinde tasvir ediyor.
Ve aslında bu fonksiyonuyla aşkın yine başladığı yere,
yani bakışa, güzel bakışa dönüşünü temsil ediyor.
Ebru, kainatla birebir örtüşüyor.
Modern fiziğin teorik tasvirlerle yakalamaya çalıştığı gerçeği
çoktan beri biliyor ebruzen: hiçbir olayın tekrarı yoktur.
Hiçbirşey tekrar edilebilir olmadığı gibi,
Göründüğü gibi de değil.
Eşyanın rengi, biçimi ve hacmi,
İnsanın eşyaya eklenmesi ile
herşey gerçeküstüne doğru kanatlanıyor.
Ebru, suretin sirete dönüşünü,
gözün gördüğünün gönüle düşüşünü temsil ediyor.

Ebruzenin su ile serüvenidir bu.
Her serüven gibi, nerede başladığı bilinen,
nereye vardığı kestirilemeyen bir serüven.
Ve hangi kalbi fethedeceği bilinmeyen bir akın.
Hangi gönülde durulacağı bilinmez bir coşku..
Ruhunu renge ve ahenge tekne yapıyor ebruzen.
Boyayı kalbinden damlatıyor.
Göze bir sürme gibi çekiyor gönlünün karasını.
Rengi ve ahengi, aşk denizine salıyor
Aşkı suya düşürüyor..
Yakıyor suyu..
Tevhid sırrının yüzüsuyu hürmetine kesret ateşine salıyor suyu.
Ve ahenkle ve renkle serinletiyor insan yüreğini.
Yandıkça su, alev alıyor aşk.
Ve yüreğimiz kanlı bir ebru oluyor.

Senai DEMİRCİ

~~~~

P.S. Bizde 'vira bismillah' diyip çıktık yola;

kalbimizde bestelediğimiz sözsüz şiirleri su üzerinde nakşetmeye...

Allah kolaylık vere...

 

Kim, ne demiş? (2) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

« …Önceki Sayfa… :: …Sonraki Sayfa… »





cepMeal.gif cekud.gif

akra.jpg
ipasa.gif akra.jpg