...Bayramınız bayram ola...
11.10.2007 ~ Kategori: _RaMaZaN OzeL_
Bayram ede(r)ler yâr ile şimdi...
Yâr ile bayrama hamdü senalar...
"Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.''
Peygamber müjdeleriyle sevinmiştik. Ramazan ayını Yüce Allah bize lütfetmişti,
“Bir daha ki Ramazana kim öle kim kala”
Sevmiştik seni Ey şehri ramazan. Sefa geldin diye methiyeler okumuştuk;
“Onbir aylık yoldan geldin, Müminlere misafir oldun,
Sefa geldin bize geldin, Ey Mübarek Ramazan
Çalışan kimseler kazanır, Müminler oruca özenir,
Oruç sevmeyenler dert kazanır, Sefa Geldin ey Mübarek Ramazan
Evvelin rahmet, evsatın mağfiret, Ahirin cehennemden azat ettirmek,
Sefa Geldin ey Mübarek Ramazan”
Buyurmuş Hazret-i Muhammeddiye.
Ama şimdi gidiyorsun, hem de onbir ay gelmemek üzere…
Alışmıştık sana, sahura kalkışla başlayan imsak vaktini aşmak korkusuyla bir yandan yemekle içmekle meşgul olup çocukluğumuzdan alıştığımız “ağzım burnum arıca, niyet ettim oruca” tekerlemesiyle niyet ediyorduk.
Kaptık mı Kur’an kitaplarımızı, mukabele dinlemeye gidiyorduk. Peygamber ve Cebrail aleyhisselamların sünnetini yerine getirmenin heyecan ve mutluluğunu duyarak dinliyorduk Kur’an bülbülleri hafızları.
Orucumuza zarar gelmesin diye dikkat kesiliyor, yalandan, gıybetten korunmanın yollarını zorlamaya çalışıyorduk.
Ramazanın kendine has heyecan ve telaşları da vardı.
Akşam iftarda yenecek şeylerin hazırlanışı ayrı bir telaş,
İftar vaktine yetişmek için gayret etmek ayrı bir telaş,
İftar vaktini beklemek ayrı bir telaştı.
Nasıl telaşlanmayalım ki,
“Oruçlunun iftar sevincinin, Rabbine kavuşma sevinciyle eş tutulduğu anın yaşanması anıdır ifrat vakti"
Öyle buyurmuş Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed Efendimiz.
"Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir…”
Yemekler yenince akşam namazı, sonra gelsin çaylar, yine telaş, çünkü evin ahalisi teravih namazına gitme hazırlığına başlamıştır.
Böylece devam eden tatlı telaşlar bitmek üzeredir,şimdilerde gitmeye hazırlanıyor Aziz misafir. Gidiyor hem de, onbir ay gelmemek üzere…
Hüzünle birlikte elveda demek zamanı geldi çattı
“Ey Mübarek Kur'an ayı, Saimlere gufran ayı, Müminlere ihsan ayı,
Şehri Mübarek elveda!
Gündüzlerin rahmet idi, Gecelerin nimet idi, Âşıklara vuslat idi,
Şehri Mübarek elveda!
Hakkıyla kadrin bilmedik, Pek çok kusurlar eyledik, Nâdim olup tövbe ettik,
Şehri Mübarek elveda!
Elveda demek istemiyorsak da;
bir ömrü ramazan tadında yaşamak duasıyla
tekrar kavuşmak niyazıyla
-amin-
...İlahi Ente Maksudi,Ve Rızake Matlubi
Allahü teâlâ, beş şeyi beş şey içinde gizlemiştir.
Rızâsını tâ'atta, gazabını günahlarda, kıymetli olan orta namazı beş vakit namaz içinde, evliyâsını insanlar içinde, Kadir Gecesini de Ramazan ayında...
Kadir Gecesi Kur’ân-ı kerîmde medhedilen en kıymetli gecedir.
Kadir gecesinin rastladığı geceleri ihyâ etmek de çok kıymetlidir.
“Kadir gecesine rastlamış bir geceyi ihyâ eden,Kadir gecesini ihyâ etmiş gibidir.”
Ramazan-ı şerîfin yirmiyedinci gecesini ihyâ eden büyük sevâba kavuşur.
“Ramazan-ı şerîfin yirmiyedinci gecesini ihyâ edenin Cennete girmesine ben kefilim.”
Kadir gecesine daha önce çok tesadüf etmiş olduğu için...
“Ramazan-ı şerîfin yirmiyedinci gecesini ihyâ edenin,amel defterine yirmiyedibin senelik ibâdet sevâbı yazılır.Cennette ona yirmiyedibin köşk yapılır.Her köşk, hatırdan hayâlden geçmediği şekildedir.”
Bu gece çok kelime-i tevhid okumalıdır.
“Kadir gecesinde üç defa lâilâhe illallah diyenin, birincisinde bütün günahları affolur. İkincisinde Cehennemden kurtulur. Üçüncüsünde Cennete girer.”
Peygamber efendimiz, Âişe vâlidemize, Kadir gecesinde şu duâyı okumasını bildirmiştir:
“Allahümme inneke afüvvün tühıbbül afve fa'fu annî.”
(Allahım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, Bizi de affet)
-amin-
ALLAH-u Teàlâ Hazretleri nice nice yıllar Kadir gecesine erişmeyi, hüsn-ü hatimeler ile, ömrünüzün iman-ı kâmil ile sona ermesini, ahirete iman-ı kâmil ile göçmeyi, ALLAH'ın azabından emin olup, uzak olup, cehennemden azad olmuş bir kul olarak cennete girmeyi nasip eylesin..
Ramazandan istifade ederek Ramazanı bitirmeyi, Ramazanın feyzinden, bereketinden, nimetlerinden, mükâfatlarından, rahmetinden, mağfiretinden hisseyâb ve feyizyâb olmayı nasib eylesin...
Ramazandan sonra da, Ramazanda kazandığımız güzel ahlâkı, alışkanlıkları, âdetleri, cemaate devam etmek, oruç tutmak ve Kur'an okumak, hayır hasenat yapmak gibi güzel duyguları söndürmeden, öldürmeden, karartmadan devam ettirmeyi nasib eylesin...
M.E.C.
|
Allah mü'minlerin dostudur/
| |
|
Büyük dedelerimizin hatırlayabileceği bir gelenek vardı Ramazan ayında. Hali vakti yerinde olanlar kılık-kıyafet değiştirerek hiç tanımadıkları mıntıkalara gidip, bakkalın manavın tenha zamanlarını seçerek sorarlarmış: "Zimem defteriniz var mı?" Zimem defteri,o esnaftan borcuna yani veresiye mal alan mahalle sakinlerine ait hesap defteridir:Borçlu ile borcunun miktarı yazılı olan defter...Esnaf bu defteri çıkarınca,gelen şöyle dermiş: "Lütfen, baştan, sondan ve ortadan şu kadar sayfanın yekûnunu yapınız" Esnaf bu kadar sayfanın yekûnunu yapar,söyler;gelende kesesini çıkarır,onu öder; "Silin borçlarını, Allah kabul etsin" der,çeker gidermiş. Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu; borcu sildiren, kimi borçtan kurtardığını bilmezmiş... |
...bir ramazan klasiği tarif için resmi tıklayınız!
İftar faslı
Boldur Huda'nın rahmeti
Saime layık cenneti
Vakt-i iftarda naziktir
Olursa sükker şerbeti
~
Türlü reçeller sükkeri
Versin safâlar her biri
Yağlı çörekler mis gibi
Öd ile yansın anberi
~
Hazır gerek cümle taam
Ola mükemmel her taam
Erbab-ı diller dediler
Evvel taam andan kelam
~
Zeytun ile Girid balı
Naziktir Çorlu kaşkavalı
Yumurtanın salatası
Baklavanın başka hali
~
Hem olsa fincan böreği
Yağlı simidle çöreği
Kutbetü'l-İslam demişler
Pilavdır dinin direği
~
Kaba manca yahni dolma
Çokça yiyip haşir olma
Mümessek kahve nuş eyle
İbadetten geri kalma
~ ~ ~
Ramazanname'den...
... kısa bi sure ziyafeti :)
çocuklar eşliğinde peygamberimizin hayatına doğru bir yolculuk için
......tıklayınız......
" Hep birlikte Allah'ın ipine ( Kur'ân'a)
sarılın, parçalanmayın..."
Al-i İmrân 103
~~~~
"Lütfen her türlü önyargıdan uzak, temiz, duru ve dingin bir kalp ile Kur'an-ı Kerim'i idrak edecek şekilde okuyunuz. İnanıyorum ki Allah (c.c) okuduklarımız doğrultusunda yaşar isek,bizlere,dünya ve ahiretin güzelliklerini hayal dahi edemeyeceğimiz bir cömertlikle ihsan edecektir..."
Muharrem Nureddin COŞAN

Herkes, Ramazan geldiğinde şu cümleyi kurmadan edemez:
“Nerede o eski Ramazanlar!”
Dolayısı ile hepimizin Ramazan’a dair güzel anıları vardır. Ramazan’ı bizler için lezzetli kılan hatıralarımız hepimizin geçmişinde az da olsa bulunur. İbret.Net sizleri bu hatıralarınızı paylaşmaya çağırıyor.
...Senai Demirci'den
Hoş geldin ey suskun sevgilim;
Tut sözünü; sus. Mühürle dudağımı, sesimi tut, lâl eyle çığlıklarımı..
Hoş geldin ey hesapsız sevincim;
Tut elimi. Avuçlarında tut uzanamadığım uçurum çiçeklerimi. Geri ver uzak dal uçlarına terk ettiğim huzur meyvelerimi. Tut Ferhad’ımın elinden, şirin vuslatların köyüne taşı yüreğimi. Tut Züleyha’mın elini, önü/ardı yırtık gömleklerin kuyusuna zindanına düşürme nefsimi.
Hoş geldin ey son tesellim;
Göz yaşımı yanağında tut, taç yapraklarına taşı ağlayışımı. Şehvetin kirinden sıyır, tenin tozundan ayıkla kalbimi.
Hoş geldin ey bin bahar neşesi;
Tut elimden sımsıcak, karanfillerin kûyuna götür beni, güllerin suyuna kat demimi, demkeş eyle gönlünün pervazına kalbimi.
Hoş geldin ey ışıltılı libasım;
Tut yakamdan, giy beni, giyindir beni, ört bencilliğimi, üşümeye terk etme bendeni. Omuzlarıma sarıl şal gibi, rızana razı eyle beni.
Hoş geldin ey sırdaşım;
Tut beni, sobele. Saklandığım yerde bul beni.. Mahyaların ışığına kat gözlerimi.
Hoş geldin ey güz yağmurum;
Sağanağına tut bu çorak gönlü. Seline kat yangınlarımı. Damla damla denize at kanayan yanlarımı. İçimde uyuyan tohumları uyandır, baharlara taşı/r yüreğimi.
Hoş geldin ey orucum;
Acıktım sana; sofrana oturt beni.
Acıttım içimi; göğsünde avut beni.
Aktım sana; damla damla yut beni.
Aldandım sahte ışıklara; beşiğinde uyut beni.
Azaldım nisyanlar içinde; gözlerinde çoğalt beni.
Ağına düştüm isyanların; tut elimi, doğrult beni.
Ağzına düştüm yalanların; tut dilimi, doğruda tut beni.
Ayartısına kandım anlık sevdaların; tut gözlerimi, körelt beni.
Arı duru kalamadım, bulandım; el üstünde tut pişmanlıklarımı, durult beni.
Tut beni...
...kısaltılmıştır