...Kalem, Kağıt, Üç nokta...


3.5.2008 ~ Kategori: _KiTAP KURDU_

              

 

……Kalem sırrı, nakkaşın mercan kırmızısını tutturması, şairin şiirini yazması gibi bir şey olmalı. Lâkin ehlinin eline düşen iyi kesilmemiş bir kalemden nice güzel harfler çıkarıldığı gibi, kadrin bilmeyen acemi hattat elinde iyi kesilmiş bir kalemden de bir şey çıkmadığı düşünülürse..

Sır; kalemden çok, kalemi tutanda ve onun tuttuğu nefeste olmalı…

 

Kalem, yazmanın mütevazi, sessiz eşlikçisi. Mahzun vazgeçilmezi.

Bütün bir hikâyenin önemsenmeyen, arkada kalan, silik kahramanı.

Ama asıl kahramanı.

Bu nasıl bir kaderdir ki böyle, o yazmasa hiç de olmayacak olan hikâyede kalemin esamesi bile okunmaz? Sadece yazdıkları okunur.
Şimdi artık ne hattat ne de kamış kalem var.
Yazmak da daha kolay bir eylem gibi görünüyor. Kalemi olan yazıyor.
Alışıldık suhufun üzerine yazınca, yazının kimi uçup gidiyor kimi kalıcı gibi görünüyor. 
Amenna!


Ama suhuf, kalbin suhufu olunca, o zaman işin rengi, kalemin mahiyeti değişiyor.
Kalbe yazılan yazıların bazıları kurşun kalemle yazılmış gibidir, silinmesi kolaydır. Ya da kötü bir mürekkeple yazılmış gibi, bir yağmur dokunsa, akıp giderler. Bazıları ise ilk bakışta yıldızlar gibi muhkem. Sabit kalemle yazılmış gibi.
Ama?
Silinmez ki kaza kaleminin yazdığı öyle bir kalemde.


Alnın yazısını yazan yazıcının kalemi.

Bir kez yazınca, yazdığı bir daha silinmiyor.

Ve kalem alın yazısını bu yüzden bunca kuvvetli hatırlatıyor..

 

Yazanlar yazmış... Şimdi ben... Ne yazsam...

Elim kolum bağlı. Nefesim sayılı.

 

...Bekiroğlu

Kim, ne demiş? (0) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...En deniz...


2.5.2008 ~ Kategori: _KiTAP KURDU_

                       


                 "İçimdeki denizden kaç dalga geçtiğini kim saydı?"

                                 Nûn masalları ~ Nazan Bekiroğlu

Kim, ne demiş? (1) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...karanlıklardan / aydınlığa...


20.4.2008 ~ Kategori: _KiTAP KURDU_

dayandnight.jpg

İyilik!

Sen, hasretiyle kor ateşlere döndüğümüz ahsen-i takvîm!

Kaç sûreden birden gelirdin ayet ayet dünyamıza gece yarılarında, gündüz ortalarında; kırk ikindilerde ve kuşluk saatlerinde...

Kardeşini güleryüzle karşılayan da, kovasından dostunun kovasına aktaran da sendin. Darılana gidendin hem, kötülüğü pişman edendin.

Bir mihrap önünde varlığından geçen sultanlarca çoğaltandın varlığı, ve bir karanlık gecede aydınlatandın leylî dildarlığı.

Sen bir göçmen kuşun kırık kanadını sarmak için vardın; aynı şarkıyı söyleyen sıcak dudaklardan aynı hazzı duyan kulaklara akardın. Bir şair gibi nazikçe sarardın kimsesizleri ve yıldız yağmurlarınca dökülürdün üstümüze tesbih tesbih. Denizlerinde yekâvâz gazeller dinleyerek büyürdü şefkat ve sahillerinde sadefler açılırdı müjde müjde...

İyilik!

Eşim benim, iki gözüm, sultanım! Varlığında kederlerin derin uykulara daldığı ve bir daha uyanmadığı efendim. Var olduğunu bilmek, en ulvi tesellimdir.

İyilik!

Geriye dönecek çağında mısın? Ve bir gün, bir gül fecrinde, eski yollardan çıkıp gelir misin?!.

"Güneş katlanıp dürülmeden......Ve yıldızlar kararıp dökülmeden!"

 

İskender PALA

Kim, ne demiş? (0) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...Senden İstemeye Ne Hâcet...


12.2.2008 ~ Kategori: _KiTAP KURDU_

                                                                                                        ~ MUHABBET

                                                                                      Dr.Enver Gargaş Koleksiyonu/Dubai

                                                                                                                   

                               

                                  

                                    Duâsı olmayanın ola mı umudu; 
                                  duâya durmayanın kala mı su'du?
                          Duâdan ayrılsa kul mu kalır, insan mı kalır;
                          duâdan özge eylül mü kalır, nisan mı kalır? 
                                  Gelin duâ edelim, Hakk'a gidelim.
                                Mavi bir şeyler girsin hayallerimize,
                                aklar ve yeşiller vursun hallerimize.
                        Zaman ve mekânı bahşedelim süveydalarımıza,
                  sevdalarımızı nakşedelim zamanlar ve mekanlarımıza.
               Kabul olunmayacak duâdan O'na sığınarak gelin duâ edelim, 
                 düşelim yollarına görüşelim, varalım illerine yalvaralım...

                        O vermek istemeseydi istemeyi vermezdi bize;
                     O sevmemizi istemeseydi sevmeyi istetmezdi bize!!
 

                                                 İskender Pala

Kim, ne demiş? (1) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...Âyine-i Devrân...


17.1.2008 ~ Kategori: _KiTAP KURDU_

                                                                                                                                     ........

                 

"Sana" dedi, en uygun armağan bir ayna olabilir yine de.
Bir ayna ki baktığında kendi güzelliğini görebilesin.
ve nasıl yansıyorsa senin güzelliğin şu aynaya,
nasıl sen olmasan bir büyük boşluktan
başka bir şey düşmeyecekse şu aynaya.
İşte öylece bilesin ki o en parlak ışığın
yansımasından başka birşey değildir senin de güzelliğin.
Sen suretsin O asıl. Sen fersin O mana.
Sen bedensin O ruh. Sen gurbetsin O yurt.
Sen parçasın O bütün. Sen gölgesin O ışık..”

Böyle söyleyip de geldiği uzun yolları aşmak üzere geri dönerken bedevi,
Yusuf baktı elindeki aynaya ve “
bildim” dedi.

"Her şey O’ndan, Sen de O’ndan, Ben de O’ndan!
Bunu söylemek istiyorsun ve ben bunu
biliyorum."

Yusuf ile Züleyha / Nazan Bekiroğlu…

Kim, ne demiş? (1) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...


5.12.2007 ~ Kategori: _KiTAP KURDU_

 

                                           AVUCUNUZDAKİ KELEBEK

Bir genç kız bilge adamı şaşırtmak istiyor.

İki elinin arasına bir kelebek koyacak ve bilge adama,

'avucumun içinde bir kelebekvar, canlı mı ölümü?' diye soracak.

Ölü derse kelebeği salıverecek, canlı derse avucunu bastırıp kelebeği öldürecek,

bilge adam her ne derse tersini ispat etmiş olacak.

Kız kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatıyor:

'Avucumun içinde bir kelebek var: Canlı mı, ölümü?'

Bilge adam cevap vermeden önce uzun uzun kızın gözlerinin içine bakıyor ve cevap veriyor:

'Canlı da olması, ölü de olması senin ellerinde kızım, senin ellerinde'...

Ahmet Şerif İzgören/ Avucunuzdaki Kelebek

Kim, ne demiş? (0) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...Edeble gelen, Lütufla gider...


22.11.2007 ~ Kategori: _KiTAP KURDU_

...Mesnevi'den

Adamın biri her zaman "Allah Allah" diye zikreder bu zikirden dolayı ağzı bal yemiş gibi tatlanırdı.Bir gün şeytan gelip:

"Ne durmadan Allah Allah deyip duruyorsun. Bunca zamandır Allah demene karşılık bir kerecik olsun Allah(c.c) " lebbeyk kulum" dedimi sana. Daha ne zamana kadar Allah deyip duracaksın?" dedi.

Bunun üzerine adam utandı sıkıldı zikri bıraktı. Gönlü kırılmış bir halde yattı uyudu. Rüyasında Hz. Hızır'ı gördü. Hızır ona: "Neden yaptığın güzel işi terkettin "Allah Allah" diye zikretmeyi bıraktın?" dedi.

Adam: "Yaptığım onca zikre karşılık verilmedi. "lebbeyk-buyur" sesi gelmedi. Kapıdan kovulmaktan korktum." cevabını verince...

Bunun üzerine Hz. Hızır dedi ki:

"Senin Allah demen, Allah'ın (c.c.) lebbeyk-buyur kulum demesidir. Allah(c.c.) isminin zikrini herkese nasip eder mi, bunu sana nasip etmesi az şey mi?"

~ ~ ~

BİLESİNİZ Kİ KALPLER

YANLIZ ALLAH'I (C.C.) ANMAKLA HUZUR BULUR..

-Râ'd / 28-

Kim, ne demiş? (1) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...Kalbime Adını Düşür...


30.10.2007 ~ Kategori: _KiTAP KURDU_

...gün akşamsızdır'dan

                                     sir.JPG

 Günler günlere benzer, sevdalar sevdalara benzemezmiş.

Şair haklıymış, her aşk bulunduğu kalbin şeklini alırmış

ve dâhî hekimlerin aklı, kalblerin çeşitliliğine erer de;

sırrını çözmede maharetsiz kalırmış...

Kim, ne demiş? (0) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

...Üçüncü Hâlin İmkansızlığında...


19.10.2007 ~ Kategori: _KiTAP KURDU_

Gönlüm ki Gül’e hasret…

                          

Hatırımıza düştün, hatırına düşür bizi.

Sevdik seni, sevindir bizi.

Uzaktayız, yakınına vardır bizi;

yandık pınarına, kandır bizi.

Sıcak yaz günlerinde yaş dalların titreyişi gibi yandır bizi serin kuyulardan;

koyu gecenin yıldızlarına karşı uyandır bizi derin uykulardan.

Gözyaşı değil nice demdir gözümüzden akan;

belki eriyip biten ruhumuzdur damlayan!..

Gül sözleri edelim çok çok ve gonca sükutu az az.

Gül düşleri görelim gül gecelerinde,

Gül’ün aşkını derelim gül hecelerinde.

Gözü sürmeli ile ağlayanın arasına gül serpelim, güle yeminler edip.

Gönülleri yıkayalım gül suyuyla.

Gönüldendir şikayet, kimseden feryâdımız yoktur.

İ.Pala’dan…

Kim, ne demiş? (3) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

... iki boy ufak pabuç...


24.7.2007 ~ Kategori: _KiTAP KURDU_

                                       ayak_.jpg

Ve Külkedisi kaçarken, pabucu ayağından fırladı. Ertesi gün Prens ayağı bu pabuca sığacak genç kızı aramaya koyuldu. Ülkenin tüm kızları, Prens tarafından beğenilmek için, ayaklarını daha ufak hale nasıl getireceklerinin çabasına giriştiler.

İşte o gün bu gündür kadınlar, ayaklarını, erkekler tarafından belirlenmiş kalıplara sıkıştırmaya çalışır, böyle yaparak erkeğin ‘Prensi’ olacağını düşler dururlar. Zaman geçtikçe topallamasının, kendini depresif hissetmesinin sebeplerini sürekli kendi eksiklerinde arayarak… Ve Pabuç’un ne denli geçerli olduğunu hiç düşünmeden…

Erkekler ise ellerindeki ‘ayakkabıya’ (veya düşlerindeki kalıba) ‘ayağını’ (kendini) sıkıştıracak kadını arar; ‘ayağı sıkışmış’ bir kadının ne denli gerçek, ne kadar huzurlu, mutlu olup, mutlu edebileceğini bile düşünmeden…

Ve birlikte yalınayak yaşayabilmenin özgür keyfinden habersizce…

Leyla Navaro - İki Boy Ufak Pabuç

 

Kim, ne demiş? (2) Ya sizin fikriniz?! Arkadaşımda okusun!

« …Önceki Sayfa… :: …Sonraki Sayfa… »





cepMeal.gif cekud.gif

akra.jpg
ipasa.gif akra.jpg